MUHSİN YAZICIOĞLU

Bazı şahsiyetler vardır, unutulmaz! 

Ne zaman aklınıza gelse hayırla yâd edersiniz, hatta şöyle göğsünüzün sol yanı sızlar. 

İşte bu şahsiyetlerin biri de, Muhsin Yazıcıoğlu’dur. Onu kaleme almak için illa vefat yıldönümünü beklemek lazım olmasa gerek. Çünkü onu yazmak aslında bir çok erdemi, fazileti yazmak demektir.  Evet bu güzel şahsiyetle ilgili hissiyatımı sizlerle paylaşmak arzu ettim. Zira Muhsin Yazıcıoğlu her dâim yazılacak, rahmetle anılacak nâdide bir şahsiyettir. 

O yiğit Anadolu’nun yiğit bir siyasetçisidir. 

Evet O yiğite hep “Başkan” denildi. Başkanlardan geçilmeyen güzelim Türkiye’mizde belki de bu sıfatın yakıştığı en nâdide şahsiyetti O. Şöyle yüzüne baktığımızda “işte Türkiye insanı bu, kavruk yüzlü Anadolu insanı bu” diye içimizin ısınacağı, kanımızın kaynayacağı bir candı O. 

Muhsin Yazıcıoğlu siyaset için siyaset yapmayan bir dava adamıydı. Davası; İmandı, Kur’an’dı, vatandı, dürüstlüktü, erdemdi. Adam gibi adam olmaktı. O bu dava ve bu sevda üzere gitti hep. 

Çıkarcı, menfaatperest, makyavelist anlayışların adamı olmadı o. “Biz vazifemizi yapalım. Allah’ın razı olacağı bir duruşta bu millete hizmet edelim” anlayışıyla siyaset yoluyla bu millete hizmet etti. 

Ve bu duruşunu hiç bozmadı. Değerlerini satmadı, alçaklarla, hainlerle uzlaşmadı. 

Onun iktidar olalım diye bir derdi olmadı. Çünkü biliyordu ki iktidar etmek Allah’a aittir. 

O iktidarı asıl görmüyordu ki, onun sevdasıyla güç odaklarına gebe kalsın. 

İktidar dahi millete hizmet etmek için bir araçtı onun için.  O bu araca ulaşmak için kıvrım kıvrım kıvrılmadı. 

Dik durdu asil durdu. Siyasi muhalefette kaldı. Ama muhalefeti dahi şimdiki muhaliflerin yanına dahi yaklaşamayacağı asalette, zarafette ve yapıcılıkta idi. Güzele güzel, yanlışa yanlış derdi. 

Muhsin Yazıcıoğlu bu milletin mayasını teşkil eden akla gelecek birçok güzel sıfatların, erdemlerin kendini siyasette bulduğu bir markaydı. Bu millet onu sevmişti. Çünkü millet değerlerini onda da görmüştü. Eee niye iktidar olamamıştı?  Şart mıydı? O da bir nasip. O gönüllere iktidar oldu. 

En azından nasıl muhalefet yapılırı gösterdi. Özellikle şimdiki hep muhalif olmayı, muhalefet zanneden müzmin muhaliflere. 

Muhsin Başkan! Güzel başkan! Asil Başkan! Ne güzeldi onun gibi bir insanı tanımak. 

Milleti birbirine kırdırarak iktidar olanların yüzenden hapislere girmişti. Üşmüştü orada “Beton soğuk, üşüyorum” demişti. Ve yine üşüyerek vefat etti. Lakin İnanıyoruz ki, Şehid oldu. Zaten şehid gibi yaşadı. Onu aramıyor değiliz. 

Şu gök kubbede öyle güzel bir sadâ bıraktı ki, bir öldü bin dirildi. 

Güzel yaşadı, güzel öldü. Derin, alçak, paralel hainler ona tahammül edemedi. Kendi hesaplarına, çıkarlarına çekemeyince uzaktan planlarla onu bitirmeye karar verdiler. Kader dahi böyle istedi. Rabbine kavuştu. Cenaze merasimi bu milletin ona olan sevgisini gösteren muhteşem bir manzaraydı. Biz onun güzelliğine şahidiz. Onu seviyor, akla geldikçe rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. 

Rabbim bizlere onun gibi nice kaliteli insanlar, siyasetçiler nasip eylesin. 

Evet siyaset zordur değerli dostlar. Biz oturduğumuz yerden devlet kurar devlet yıkarız. Her şeyden haberimiz var gibi konuşuruz. Yanlış yaparız. Evet bekara karı boşamak kolaydır.  Hâlbuki bedel ödemek kolay değildir. İşte Muhsin Başkan böyle biriydi ve bedel ödedi.

Şimdi ise, yine yıllardır siyaset yoluyla bu milletin şaha kalkması için yıllardır bedeller ödeyen şahsiyet ve şahsiyetler var. O’nun ve onların kıymetini bilmek lazım. Çünkü bu işler kolay değil. 

Sağlıcakla kalınız. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir