Güçlülerin Dünyası

Dün akşam saatlerinde Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Ghebreyesus’un “dünyanın feci bir ahlaki başarısızlığın eşiğinde” olduğunu belirten bir açıklaması basına yansıdı. 

Açıklamanın ana omurgasını zengin ülkelerin, ellerindeki imkânı kullanarak fakir ülkeler aleyhine aşı stoklaması ve bu ülkelerde genç ve sağlıklı bireylerin bile aşılanabilmesi mümkün iken, gelişmemiş ülkelerde aşı önceliğinde her ülkede ilk sıralarda yer alan sağlık çalışanlarının bile bu imkana sahip olamaması oluşturuyordu. Çarpıcı olması açısından bir ülkenin sadece 25 adet aşı temin edebildiğini söylüyordu.

Bu açıklama, küresel sistemdeki adaletsizliğe karşı bir durum tespiti ve feryat olmasının ötesinde bize şöyle acıtıcı bir mesaj veriyor işin esasında: temeli adaletsizlik ve bencillik üzerine kurulu bir sistemler manzumesinden hakperest, adilane bir tavır çıkar mı?

Antik Yunan’dan başlayıp günümüze kadar uzanan mecrasında batı felsefesi dediğimiz günümüz dünyasını şekillendiren fikirlerin temelleri, büyük oranda 18.yüzyılda ortaya atıldı. 20. Yüzyıla geldiğimizde ise batı düşüncesinin dünyanın kaderini belirleyici olması artık öğrenilmiş bir çaresizlik idi. 19. Yüzyıl ise büyük oranda fikir akımlarının üstünlük mücadelesine sahne oldu.

Artık siyasette, devletlerarası ilişkilerde, ekonomide, kısacası dünya düzeninde,  hakim unsur, ana eksen maalesef bu bireyci, ben-merkezci, çıkarcı bakış açısı olmuştur.

Bugün hayatın her safhasında temel sorun olarak karşımıza çıkan gelir dağılımındaki adaletsizliğin temelinde yine bu çıkarcı bakış açısı bulunur.

Bunun siyasetteki yansıması çıkar gruplarının çarpışması esasın dayalı demokrasi iken, toplumsal yansıması ise çeşitli düzeylerde milliyetçi akımlar olmuştur.

Ekonomideki yansıması ise maksimum kar elde edebilmek için her şeyi mübah görebilmektir. Bunun en önemli araçlarından biri de faiz sistemidir maalesef. 

Faizin en basit ve avam lisanıyla tarifi paradan para kazanılmasıdır. Yani sermaye sahiplerinin sermaye yoksunluğu çekenlere karşı kurduğu, hakkı olmadığı halde gelir darlığı çekenlerin kazançlarından elde ettikleri gelirdir. Yine basit bir ekonomik düşünce ile kişinin parasını kiraya vermesi diye düşünülebilir ki faizin en önemli argümanlarından birisini oluşturduğu modern ekonomik sistem böyle yorumlamaktadır ve yasal görmektedir. 

Fakat gelir dağılımındaki adaletsizlik penceresinden ele alındığında faiz teorisinin gelir dağılımı eşitsizliğini arttırdığı apaçık ortadadır. Şöyle ki gelir dağılımından daha fazla pay alan üst gelir grubu, ellerinde tuttukları sermayeyi alt gelir grubuna kullandırmakla kendi gelirlerine ilave olarak alt gelir grubunun kazançlarından da kar elde etmektedir. Böylece hem sermayesini korumakta hem de arttırmaktadır. Bu da görece olarak zenginin zenginleşme hızını fakirin aleyhine arttırmakla gelir dağılımındaki uçurumun derinleşmesine sebep olmaktadır.

Bataklık kurutulmadan sinekle mücadele nasıl kesin çözüm olmaktan uzak anlık bir refleks ve günü kurtaran bir yaklaşım ise sorunun temeline inmeden sistem içerisinde çözüm aramak da benzer bir davranış tarzıdır. Sorunun temeline, kaynağına ilişilmeden üretilecek her çözüm yolu anlıktır. Dolayısıyla insanları diğer-gamlıktan uzaklaştıran bu bireyci, çıkarcı bakış ile mücadele etmedikçe, canı yanan veya yangına şahit olan sadece feryat ettiği ile kalacaktır.

Ekonomik sistemin pek sorunun kaynağı olduğunun daha belirgin olduğu günümüzde İslami ilkelerin öne çıkarılması ve alternatif olarak sunulması Müslüman ekonomik aktörlerin, bilim adamlarının ve politika belirleyicilerin omuzlarında ağır bir sorumluluk olarak bulunmaktadır

Bazen 19.yüzyıldaki tartışmalarda çıkarcılığın fikir babalarından Adam Smith değil de daha toplumsal bir bakışa sahip olan Adam Ferguson baskın çıksaydı dünya daha güzel ve yaşanabilir olur muydu diye düşünürüm. 

Bunu bilemeyiz. 

Ancak şundan eminiz yaşadığımız hayata inanmayı bırakıp, inandığımız hayatı yaşarsak, dünya bugünden daha güzel olacak. Böylelikle güçlülerin dünyası, haklıların gücüne dönüşecek inşallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir