ARAP SERMAYESİNİN TÜRKİYE İLGİSİ

Corana virüsün turizmine vurduğu darbe ve petrol fiyatlarında ki düşüş mali kriz içerisinde ki BAE’yi yeni arayışlara soktu.

Bunlardan ilki tahvil ihracatıyla dış borçlanmaya yönelmek bir diğeri ise İsrail’le normalleşme anlaşması gereği; karşılıklı yatırımları destekleme, hava yolu ulaşımı, gümrük işbirliği,  bankalar arası koordinasyon ve enerji alanında ikili anlaşmalarla içinde bulunduğu mali krizi aşmaya çalışmak.

BAE ve Suudi Arabistan’daki baskıcı her iki rejim Amerika tarafından kesilen haracı ödeyememekte güçlük çekiyor bu nedenle saldırgan politikalar uygulamaktan geri kalmıyorlar.

BAE ve Suudi Arabistan’ın Katar’ı işgal ederek servetlerine konma hayalleri de hala sıcaklığını koruyor.

***

Suudi Arabistan veliahdının amca çocuklarını tutuklatarak ellerindeki parasal kaynaklara ve Lübnan başbakanı Hariri’nin dahi Suudi Arabistan’daki mal varlıklarına el konulması hatta sırada babasının servetini ele geçirmeye hazırlanıyor olması durumun ciddiyetini ve sıkışmışlığı ortaya koyuyor.

Son aylarda iş adamları ve varlıklı insanlara yönelmeleri sadece Suudi Arabistan’ın tek başına ABD’ye ödenmesi gereken milyar dolarlık bir haraç gerçeğine dayanıyor.

Faili meçhuller ve servet avcılığına soyunmuş bir yönetim mevcut durumu halk düzeyine kadar indirildi, % 5’den %15‘e çıkarılan KDV oranı, akaryakıt fiyatlarında ki yükseliş, su ve elektrik faturalarındaki aşırı zamlar birbirini izlerken, yönetimin kesilen haracı toplamada ki pervasızlıkları hatalar silsilesini tetikliyor. 

Ülkede ki din adamlarının hapse attırılması mezhepçilik, festival adı altında yapılan yarışmalarla kabilecilik üzerinden ayrışmayı artırması ülkeyi bir iç savaşa doğru sürüklüyor.

***

Mısır, Kuveyt’ten aldığı borcu ödeyemezken, dışarıdan milyarlarca dolarlık silah alımı yapması borçlarını çeviremez bir hale getirerek mali durumunu kilitledi. 

Ev sahipleri evleri için Hüsnü Mübarek döneminde ödeme yaptıkları halde şimdi ise Sisi yönetimi bana da ödeme yapacaksın diyerek haksız bir zorlamaya tabi tutuluyor ve evlerinin yıkılmasıyla tehdit ediliyorlar.

Yeni ev ve iş yeri yapacak olanlara yapılan uyarılarda ilk seçenek; her hangi bir müteahhide yaptırdıysanız vergi ödemek zorundasınız ikinci seçenek evlerinizi ve iş yerlerinizi askeriyenin kurduğu müteahhitlik firmalarına yaptırırsanız vergi ve yıkımdan muaf tutulacaksınız.

Arap halklarında “sahip olduğumuz servetimizi ve canımızı nasıl koruya biliriz” korkusu oluştu ve dolayısıyla kaçış planları yapmaya başladılar.

Nereye gidecekler?

Arap aydını ve aklı başında iş adamlarının Arap yatırımcılara Türkiye adresini işaret etmesi şu sıralar gündemde yerini koruyor.

Arap sermayedarlar için Mısır’a yapılacak yatırımların haraçlar yüzünden yıkılmasıyla iflasa sebep olacağı, Suudi Arabistan’a yapılacak yatırımlarla yöneticilerin yeni işkence aletleri satın alınacağı, ABD ve Avrupa’daki ırkçılığın yükseliyor olması ve bir gecede çıkarılacak yaptırımlarla servetlerine el konulması gerçeği bir çekince olarak göze çarpıyor. 

Bunlar dışında her hangi bir Arap devletine götürseler dahi kukla yönetimler ve iç çatışmalar korkuya sebep oluyor. Bu nedenlerle mecburi istikametlerinin Türkiye olduğu gerçeğiyle karşılaşıyorlar.

Türkiye’de yaşamaları onlara ve ailelerine içinde bulundukları rejimden daha fazlasını vaat ediyor.

İstanbul’a kurulan ve yakın zamanında faaliyete geçmesi beklenen finans merkezinin açılması ve bir yıllığına varlık barışının gündeme gelmesi ise kaçmak üzere olan Arap sermayesini toplu halde Türkiye’ye çekmek niyetini gösteriyor.

Sonra ki yazılarımın da; NATO’nun altı milyon Avrupalıyı Türkiye’nin göçmen olarak kabul etmesine yönelik teklifini,

İsrail nüfusunun % 60 ‘nı oluşturan Hazara Türklerini,

Gürcistan toprakları içinde bulunan Ermenilerin özerklik taleplerinin şiddete nasıl evirileceği konularını ele alacağız.

5 thoughts on “ARAP SERMAYESİNİN TÜRKİYE İLGİSİ

  • 30 Ekim 2020 tarihinde, saat 11:27
    Permalink

    Sudi arabistan şu anda vatandaşlarına Türkiye deki evlerini ve mülklerini satmaları için baskı yapıyormuş. Malisef tüm arap ülkelerinin başında kukla hükümetler bulunuyor

    Yanıtla
    • 13 Kasım 2020 tarihinde, saat 21:58
      Permalink

      İlelebet sermaye yahudi ve petrol zengini ülkelerde olmayacak.Zamanla bir çoğu el değiştirecek

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir